7/24 Paket Servis
7/24 Paket Servis

‪#‎EvdeKal

Tüm Dünyayı Etkisi Altına Alan
COVID-19 Salgınında SON DAKİKA Gelişmeleri
#BizBizeYeteriz Türkiyem! Korona yaz 8119'a gönder 10 TL bağışta bulun

Gazeteciyim…İşsizim! Sesimi Duyan Yok mu?…

Gazeteciyim…İşsizim! Sesimi Duyan Yok mu?…
Güngör OKYAY
Güngör OKYAY( g.okyay@tarafsizmanset.com )
156
23 Mayıs 2020 - 11:19

Gazeteciyim…İşsizim! Sesimi Duyan Yok  mu?…
İşte mesele de tam da  bu. Neden? duyulmaz gazetecilerin bu sessiz çığlığı akıl sır ermiyor.

Yüzlerce, binlerce, defalarca, aylarca, yıllarca haykırmalarına rağmen mesleği ahlakıyla, onuruyla, şerefiyle yapan ve acımasızca kapının önüne koyulan, ya da gözü kör olasıca torpile kurban giderek canlarından çok sevdiği mesleklerinden hiçbir haklı veya haksız neden yokken   atılan  onca gazetecinin ”Gazeteciyim… İşsizim! Sesimi Duyan Yok mu?” haykırışları neden? neden? neden? duyulmaz gerek sözde vefalı meslektaşları, gerek meslek örgütleri, gerekse iktidara gelen partilerin kurmuş oldukları hükümetlerce…

Yıllardır iş! iş! diye haykıran çalmadık kapı bırakmayan kaç gazeteci evine ekmek götüremez hale geldi…Kaç gazeteci yeni doğmuş bebesine süt parası, mama parası, bez parası bulamadı…Kaç gazeteci kirasını ödeyemediği için evinden çıktı ya da çıkarıldı…Kaç gazeteci evine bir ekmek dahi alıp götüremedi…Kaç gazeteci sırf mesleğinin onurunu ayaklar altına almamak için cebinde beş parasız gezdiğini kimselere belli etmedi…Bu nasıl meslek… Adam gazeteci ama cebinde kuruşu yok, böyle meslek mi olur? Böyle gazeteci mi olur? Böyle gazetecilik mi olur? dedirtmemek adına…

İstanbul basınının ve tüm basının çalışkan efendi mesleğinin hakkını veren kaç gazetecisi yitip gitti ardında acı ama gerçek yaşam hikayeleri bırakarak ve başta ailesi olmak üzere  hepimizi derin acılarla sarsarak….Bir Göksel Türk, bir Sedat (Soyadını hatırlayamıyorum) , bir Abdullah Coşkun vardı…Yine bir Emin Sait Güngör (En son ne ruh sağlığı dayanabilmişti  çektiği sıkıntılara  ne de o yorgun  bedeni ve hastaneye yatmak, yatırılmak zorunda kalmıştı) Ve en son en son olarak da canımız, her zaman aileden biri olarak gördüğümüz mesleğinin erbabı olmasına rağmen öncelikle adam gibi adamlığıyla gönülleri fetheden, Mustafa’mız (Korucu) yaşamına elim bir şekilde son vererek bizleri kahretti.

Bir diğer acı olay ise biz mesleğini onuruyla, şerefiyle yapan gazetecilere nasıl ve ne kadar sahip çıkıldığının en çarpıcı örneklerinden biri de, kendilerinden 27 yıldır haber alınamayan İhsan Uygur ve Yüksel Alptekin… 5 Temmuz 1993 günü İstanbul’da bir yangın haberine giden ve araçları Pendik yakınlarında yakılmış halde bulunan Sabah Gazetesi muhabiri İhsan Uygur ve araç şoförü Yüksel Alptekin’den ise o günden bu yana hala ne bir iz, ne bir haber var…

Rahmetli İhsan ve Yüksel adeta buhar olup uçmuşlar, ne sapa salim ne de cansız bedenleri bulundu. Ortada ceset yada sağ kişi de yoktu. Ortada ceset olmadığı için fail de olamazdı…Daha doğrusu yoktu…Fail de olmadığına göre  kayıtlara ‘Kayıp’ olarak geçtiler ve dosya da böylelikle kapanmış oldu…

Ve…Geride bıraktığımız 111 yılda öldürülen 100’ü aşkın gazeteci…Çetin Emeç’ler…Kamil Başaran’lar…Uğur Mumcu’lar…Abdi İpek’çiler ve daha niceleri…İşte canını dişine takarak kelle koltukta bu mesleği yapan gazetecilerin kaderleri ve alınyazıları…Başta aileleri olmak üzere, meslektaşlarının, sevenlerinin, okurlarının, izleyicilerinin ve hepimizin yitip giden meslek büyüklerimizin,  üstadlarımızın, kardeşlerimizin, yaşıtlarımızın ardından yaşadığımız o büyük , o derin , o unutulması mümkün olmayan acıya ne demeli… 

Ne kadar dile kolay değil mi? ”İş bulamayan gazeteci canına kıydı…Hayatına son verdi…İşsizlik sonunda hastaneye düşürdü…Kayıp gazeteci ve şoförünün izine yılardır rastlanılmadı…”Ne ölüsü ne dirisi” misali…Gazeteci…….. evine giderken uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti… Ben yazarken ellerim titriyor, yüreğim milyonlarca kez ya da sayısını bilemediğim kadar burkuluyor…Ya sizin?…Bu satırları okurken benim yaşadıklarımı sizlerde yaşıyor musunuz? 

İçlerinde kopan fırtınaları, sırları sadece kendileri ve YÜCE ALLAH bildi hep işsiz meslaktaşlarımızın…Hayatlarına dramatik bir şekilde kendi elleriyle son verirken belki de bu son yolculuklarında yine hep kendileri gibi işsiz kalarak iş bulamayan meslektaşları üzerindeydi DUALARI ve YÜCE YARADAN’DAN NİYAZLARI…”Bizim sesimizi duymadınız! Haykırışlarımıza kulak asmadınız…Ne olur geride kalan arkadaşlarımızın sesine, sessiz olduğu kadar duymamanın, görmemenin imkansız olduğu çığlıklarına kulak verin”…di bizlerin duymadığı o içten temennileri…
İşte önceki gün İstanbul basınının dürüst bir gazetecisi, dost insan, iyilik abidesi arkadaşımız üzerimizde ve bir çok gazetecinin, muhabirin üzerinde çok emeği olan büyüğümüz Mustafa Korucu’muz da işsizliğe, vefasızlığa, vurdumduymazlığa daha fazla dayanamayıp İstanbul Silivri’de ekmek teknesi atölyesinde bu dünyaya veda etti…Yapılan haberler bu yöndeydi başka ne olabilirdi ki? İşsizlik…İş bulamamak…Yıllarını verdiği mesleğine geri dönememek…Başka bir derdi, başka bir sıkıntısı olsa meslektaşlarıyla veya ailesiyle mutlaka paylaşırdı…Ki… O bu mesleği belki de benim diyen bir gazeteciden daha çok sever, hakkıyla yapardı…

Şimdi soruyorum hepinize…Hepimize…

Özellikle İstanbul basınının önde gelen tanınmış isimlerine…Basın Meslek Örgütlerine….Gazete ve TV Kanallarının Genel YayınYönetmenlerine… Bölüm Şeflerine;

İçinizde Merhum Korucu’yu çok iyi tanıyanınızda var, ismini duyup mutlaka bir konuşmada adını anan da…Peki bu meslektaşınız marangozluk yaparak ekmek parasını çıkarmaya çalışırken, inşaatlarda çekiç sallarken ve tüm bunları yaparken bir yandan da iş arıyorken neden bir taneniz de çıkıp ”Gel kardeşim kapımız sana sonuna kadar açık. Elimizden ne geliyorsa yapalım. Bir ihtiyacın varsa karınca kararınca giderelim…Al sana Kanal, al sana Gazete…Ya da al sana İnternet Haber sitesi gel otur hem mesleğini ifa et, hem ekmek paranı kazan…

Neden demediniz? Neden görmezden geldiniz?…Neden?

Sevgili Mustafa’mızın sessiz, sessiz olduğu kadar da ”Görünen köy kılavuz istemez” misali  ”GAZETECİYİM….İŞSİZİM! SESİMİ DUYAN YOK MU? HAYKIRIŞINA SESSİZ KALDINIZ?…Şimdi içiniz rahat mı? Geceleri başınızı rahat koyabiliyor musunuz?  Ziyafet sofralarında lokmalar boğazınızdan rahat geçiyor mu? Eşinin, çocuklarının akan gözyaşlarının tarif edilemez acısını yüreğinizin derinliklerinde hissediyor musunuz? 
Ve hala ”GAZETECİYİM…İŞSİZİM! SESİMİ DUYAN YOK MU? diye haykıran yüzlerce,binlerce GAZETECİNİN bu haykırışına yine mi sessiz kalacak? Sahip çıkmayıp, işsizlikten canına kıyma noktasına gelen meslektaşlarınızın ”ÖLÜM” haberlerini mi yazacaksınız? ya da kendinizi onların yerine koyup ”VİCDAN” olgusunu hissedip YETER! ARTIK MESLEKTAŞLARIMIZA SAHİP ÇIKALIM diyerek alkışlanırcasına, alınlarınızın öpülesice insani, mesleki bir konuya parmak basıp sonuna kadar işsiz meslektaşlarınızın yanında mı olacaksınız?… 

Ve tabii ki, Hükümetin Basından Sorumlu Yetkilileri bu işe bir el atarak en sonunda ve en kısa zamanda, yapacakları kalıcı , sözde olmayan özde çalışmalarla GAZETECİYİM, İSŞİZİM! SESİMİ DUYAN YOK MU? haykırışları ebediyen tarihe mi karışacak? Benim en büyük temennim en son yazdığım bu beş kelime…. 

Bu vesileyle hayatını kaybeden tüm meslektaşlarıma YÜCE ALLAHTAN RAHMET, YAKINLARINA , SEVENLERİNE BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM…

Hepinize HAYIRLI BAYRAMLAR…RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN…SAĞLIK, HUZUR VE ESENLİKLER temennilerimle…

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.