‪#‎EvdeKal

7/24 Paket Servis

“KEFARET”

“KEFARET”
73
03 Mart 2020 - 7:08
 
TARAFSIZ MANŞET GAZETESİ
Üyelere Özel grup · 435 üye
Gruba Katıl
 

Bu hafta okuyup seyrettiğim ve mutlaka sizinle paylaşmak istediğim kitap ve film; Kahramanlarının altüst olan hayatlarını İkinci Dünya Savaşı’na, oradan da yirminci yüzyılın sonlarına kadar takip eden, aşk, savaş, çocukluk hakkında unutulmaz bir roman ve bu kitaba ait 2007 yapımı filmi “KEFARET”
Zeliş’in kitap ve film dünyası’ na hoşgeldiniz.

1935 yazının en sıcak gününde, on üç yaşındaki Briony Tallis, ablası Cecilia’nın soyunup yazlık evlerinin bahçesindeki küçük havuza girdiğini görür. Tıpkı Cecilia gibi Cambridge’den yeni dönmüş olan çocukluk arkadaşı Robbie Turner de kızı gözlemektedir. O gün sona ermeden bu üç gencin hayatı bir daha düzelmemek üzere değişmiş olacaktır. Robbie ile Cecilia başlangıçta hayal bile etmedikleri bir sınırı aşacak ve küçük kızın hayal gücünün kurbanı olacaklardı. Başkalarına ait sırlara tanık olan Briony, bir suç işleyecek ve bu suçun kefaretini ödemek için ölene kadar çabalayacaktır. Booker Ödüllü yazar Ian McEwan’ın en yetkin kitabı olan Kefaret, edebiyat çevrelerinin alkışladığı bir başyapıt. Çocukluğu, aşkı, savaşı, İngiliz toplumunu ve sınıf ayrımını akıcı, etkileyici bir anlatımla sunarken utanç ve bağışlama, kefaret ve günahları hoş görmenin güçlüğü üzerinde düşünmeye yöneltiyor.

1935 yazında bir gün, Tallis ailesinin on üç yaşındaki kızı Briony, ablası Cecilia ile ailenin hizmetçisinin oğlu Robbie arasındaki bir yakınlaşmaya şahit olur. Briony’nin yetişkinlerin dünyası hakkındaki bilgisizliği ve hikâye anlatmaya olan merakı, üçünün de hayatını derinden etkileyecek bir suç işlemesine neden olacaktır.

Kefaret, Booker ödüllü yazarın en önemli eseri olarak kabul edilmiş ve yapılan ankete göre 21. yy’ın en iyi 20 romanı arasında yer almış.
Bir tek yanlış anlama, önyargı, yanlış algı ve tüm bunların sonucunda anlamadan dinlemeden kin ve nefretle, kıskançlıkla alınmış olan hatalı karar ve tüm bunların insan hayatına acı sonuçları. Kefaret tam olarak bunu anlatıyor.

Kısacası şimdiye kadar okuduğum romanlardan en unutulmaz, enfes, olağanüstü, çok sağlam bir eser oldu benim için. Çok ama çok sevdim, (zaten sevmediğim eserleri yazmıyorum ya neyse ). Bu kadar sözden sonra ifade etmeye gerek var mı bilmiyorum ama, mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Kitaptan sevdiğim alıntılar;
“Her şeyi yanlış anlamak, baştan sona yanlış yorumlamak ne kadar da kolaydı”.
Duru, kusursuz çizgilerle çizdiği, kendi kendine yeten dünya, başka zihinlerin, başka ihtiyaçların anlamsız karalamalarıyla kirlenmiş, bozulmuştu”.
“Çok büyük bir şeye çok yakından bakmak ve onu görememek gibi. Şu anda bile, görebildiğimden emin değilim. Ama orada olduğunu biliyorum”.
“Evet, o sırada henüz bir çocuktu ama bu onu bağışlatmıyordu. Briony’yi asla bağışlamayacaktı. İşte asıl kalıcı hasar, buydu”.

Şimdi gelelim bu çok sevdiğim kitabın film uyarlamasına;


Orijinal Adı : Atonement
Ülke : İngiltere, Fransa
Dram – 2 Saat 3 dakika
Oyuncular : Keira Knightley, James McAvoy, Saoitse Ronan
Yönetmen : Joe Wright
iMDb puanı : 7,8

Kefaret, modern İngiliz yazar Ian McEwan’ın 2001 tarihli romanından uyarlanmış bir film.


Film, Cecilia ile Robie arasında birbirlerine karşı hissettikleri ama aralarındaki sınıf farkından dolayı hep içlerine attıkları aşkı fark etmeleri ile başlıyor ve temelde Briony merkezli olarak ilerleyip, onun vasıtasıyla aralarındaki ilişkinin gelişimini anlatıyor. 1935 yılındaki o gün yolları ayrılan ikilinin tekrar bir araya gelme çabalarını, İkinci Dünya Savaşı boyunca takip ediyoruz. Briony, filmdeki üç ayrı dönemde üç ayrı oyuncu tarafından canlandırılıyor. 13 yaşındaki haline hayat veren çocuk oyuncu Saoirse Ronan (geçen hafta yazdığım Küçük Kadınlar filmindeki Jo March karakteri), bunların içinde en ağırlık kazanan isim. Ronan’ın bu performansıyla Oscar Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday gösterilmiş ve bence bu hiç de şaşırtıcı değil.


Cecilia rolündeki Keira Knightley ise her zamanki gibi performansıyla göz doldurduğunu ama buna rağmen filmde çok fazla gözükmediğini belirteyim. Robbie rolündeki James McAvoy ise filmin en güçlü karakteri ve bu rolüyle yıldızlaşıyor.
Kefaret, kolay bir film değil ama dram severlerin unutamayacakları bir film (özellikle romantikler için) olacağını garanti ederim.

Filmin klasik ağlatıcı bir aşk filmi olduğunu düşünmeyin. Bu film yaptığı çocukça hatanın boyutlarını kavradığında (çok geç olmuştur), yüzünde bir acıyla, kendisini yalnızlığa, zorluğa mahkum ederek, kefaretini yazarak ve bizlere anlatarak ödemeye kendisini mahkum etmiş ama yaptığı hatanın kefaretini ömrü boyunca ödemesinin mümkün olmadığının farkında olan bir kadınla ilgili. İşte bu Briony’i sinema tarihinin en trajik karakterlerinden biri ve Kefaret’i de aynı şekilde acı bir film yapıyor.

Ben 3 sene önce kitabını okuyup çok etkilendiğimde filmi de izlemeye karar verdim ve kısa bir araştırmadan sonra filmin o yılki Oscar yarışının favorisi olduğunu öğrendim. 2008 yılında film Film 7 dalda Altın Küre’ye aday gösterilmiş ve En İyi Müzik ve En İyi Film-Drama kategorilerinde ödül almış. Film ayrıca 14 dalda BAFTA’ya, 7 dalda Oscar’a (Akademi Ödülleri) aday gösterilmiş.


Bir kitabın hikayesini anlatan Kefaret (Atonement) deyim yerindeyse, fazla ajitasyona girmeden ‘acıklı bir aşk hikayesini’ işlemiş.
Sizlere henüz izlemediyseniz bu edebi esere sadık kalarak beyaz perdeye uyarlanmış muhteşem filmi (benim gibi çok geç kalmadan) özellikle aşk, dram, savaş ve dönem filmi severlere bir an evvel izlemenizi tavsiye eder, bol okumalı günler dilerim.

 
TARAFSIZ MANŞET GAZETESİ
Üyelere Özel grup · 435 üye
Gruba Katıl
 

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.